Başkan Ali Koç “Ne yazık ki Türkiye’de durum vahim”

Başkan Ali Koç “Ne yazık ki Türkiye’de durum vahim”

Başkan Ali Koç, Fenerbahçe Faruk Ilgaz Tesisleri’nde ekonomi basınından gazetecilerle bir araya geldi. Başkan Ali Koç, Kulübün ekonomik durumuna dair bilgiler verdi ve soruları cevapladı.

Fenerbahçe Başkanı Ali Koç’un açıklamaları şöyle: 

“Hep futbol konuşuyoruz; ‘hangi hoca olacak, ne transfer yapıldı, şunu daha önce yapsanız nasıl olurdu?’. Ancak kimse büyük resmi konuşmuyor. Bankalarla yeniden yapılandırma yapıldı. Kulüpler nerede? Finansal tablo ne durumda? Düzelme mi var, bozulma mı var? İki yönde de hareketlerin ne kadarı kulüplerden kaynaklanıyor, ne kadarı kulüplerin kontrolünün dışındaki hareketlerden -kur hareketleri veya devletimizin aldığı belli kararlar gibi- Avrupa-Türkiye ne durumda? Ben 3 senedir ‘ara açılıyor açılıyor’ diyorum, ne yazık ki 3 sene sonra hala ara açılıyor demek durumundayım. Tabii pandemi hepimizi etkiledi. Spor muhabirlerimizle beraber olduğumuz zaman onlar genelde bu tip konuları çok merak etmiyorlar. Daha konjonktürel, anlık, günlük, haftalık veya X medyaya yansıyan bir fısıltı haberinin doğru olup olmadığını sorgulayıp oradan başka neler çıkar, öyle bakıyorlar. Onların da doğal hakkıdır. Sonuç itibariyle spor sayfalarında yazıyorlar ama tabii sizlerin soracağınız sorulara bağlı olarak inşallah bugün sizlerden gelecek sorulara göre büyük resmi de biraz tartışabilme imkanımız olur. Çok rakam konuşuruz diye, konuşma ihtimalimiz var diye bazı tablolar paylaştım. Sizlerden gelecek sorulara göre bazılarını kullanmayı düşünüyorum. Hiç soru gelmese de bazılarını muhakkak kullanmayı düşünüyorum. Türkiye’deki bütün kulüpler sıkıntılı durumda. Biz biliyorsunuz bir kulüp almayı düşünüyoruz veya işbirliği yapmayı düşünüyoruz dedikten sonra inanamazsınız, sıkıntıda o kadar çok kulüp varmış ki onlarca kulüp ismi yağıyor. Bu da bana sıkıntıyı gösteriyor ama esasında en büyük sıkıntı özellikle 3 büyük kulübümüzde. 3 büyük kulübümüz arasında da en sıkıntılısının Fenerbahçe olduğunu da sizlere söyleyebilirim. Dolayısıyla ne arzu ediyorsanız en eldivensiz şekliyle sormanızı rica ediyorum. Cevaplayamayacağım bir şey olursa da arkadaşlarım var, Erol Bey var, onlardan da müsaadenizle destek alacağım.

DİJİTAL DÜNYADAN ÖNÜMÜZDEKİ YILLARDA GELİR BEKLENTİMİZ 150-200 MİLYON

Meliha Hanımın sorusunun cevabı iki yol. Bir, gelirlerini artıracaksın iki, maliyetlerini düşüreceksin. Bizim bu sene takım bütçesinden %20 düşürmemiz bekleniyor, TL üzerinden. Son söyleyeceğim aslında çok önemli. Bu borçlar nasıl ödenecek? 3 tane yolu var. Gelirler artacak, masraflar azalacak. Gelirler nasıl artacak? Bir sportif başarı olacak. Sportif başarı hem Avrupa’dan gelen parayı artırıyor, hem tribün gelirlerinizi arttırıyor, kombine satmanızı fazlalaştırıyor, sponsor cazibenizi arttırıyor. İki, işin ticari tarafı var. Mesela bizim gördüğümüz en önemli artış dijital dünyada. Önümüzdeki yıllarda, 100-150-200 milyon ticari gelir beklentimiz var. Geçen sene bismillah dedik, YouTube’u başlattık. 5-6 milyon gelire geldik. Kripto yapacağız… Başlangıçta bizim bunlardan 100-150 milyon gelir elde etmemiz gerekiyor. Diğer bir konu gelirlerimizi nasıl arttıracağız? Elimizde gayri menkuller var. Bunları belki de devletimizin de omuz vermesiyle daha iyi konumlarda geliştirebilme imkanlarını sorgulamamız gerekiyor. Gayrimenkul-emlak furyasını kaçırdık. Kenan Evren Lisesi 10 sene evvel bizim olsaydı, hakkımızın icap ettiği gibi; belkide bu yakanın Bağdat Caddesi’nin, Kalamış’ın en özel gayrimenkul gelişim projesi olacaktı ama o kadar dükkanlar, rezidanslar, oteller, hastaneler o kadar gelişti ki,  eski cazibesi yok. Bir sürü yatırımcı ile konuşuyoruz. Geçmişte düşünülenlerle bugün geldiğimiz noktada çok büyük fark var. Tabi genel ekonomik durumda bunu etkiliyor.

Bahis gelirleriyle ilgili bir soru üzerine Başkan Ali Koç, “Bir diğer gelir yaratma olayı bu. Biz diyoruz ki buradan bize para da vermeyin. Kaynaktan kesin, borçları ödemeye gitsin. Spor Toto, İddia gelirleri. Toplam havuza bakalım. – (Tablolar ekrana geliyor) – 2012 yılında toplam legal bahis havuzu 6.2 milyar TL. O zaman TL’miz çok kuvvetli olduğu için de bunun dolar karşılığı aşağı-yukarı 3.5 milyar dolar. 2012’den 2020’ye geldiğimizde TL havuzu 60 milyara geliyor. Devlet bazı uygulamalar yapıyor. İllegal bahisi, legal duruma getiriyor. Legalin pastası artıyor. Bizim hesaplarımıza göre aşağı yukarı bugünkü bahis pastası 90 milyar. Bunun 60’ı legal. Dolar olarak baktığımızda TL gibi 10 misli büyümüyor. 3.5 milyar dolar, 8.5 milyar dolara geliyor. Büyük bir para. Net kaynağa, diğer deyişle dağıtılabilir kaynağa bakalım. 2012’de 2.7 milyar TL iken, bu rakam 2020 yılında 19 milyara geliyor. Aşağı yukarı 8 misli artıyor. Dolar karşılığı ise 1.5 milyar dolardan, 2.7 milyar dolara geliyor. Bütün bahis oynayanlar, bayilere falan her şey dağıldıktan sonra kemiği çıkartıp, bonfilesi bu kalıyor. Kurala kanuna göre %40 ile 83 arasında bir dağılım gerekiyor. Türkiye ligi mevcut durum %64. Legal bahis pastasının ne kadar büyüdüğünü sizlere anlattım. Bunlar dağıtıldıktan sonra da kalan net parayı TL ve dolar olarak anlattım. Bugün hatırı sayılır bir meblağ 2.7 milyar dolar kalıyor.

Kamu gelirleri 1.8 milyar TL’den geçen sene bu raporlara göre 7.5 milyar TL’ye geliyor.  Yani net, dağıtılabilecek kaynağın %79’u bugün devlete gidiyor. 2012’de 71, 68 ile 79 arasında bu rakam oynuyor. Pasta bu kadar büyürken, kulüpler için durum ne oluyor? Spor Kulüpleri isim hakkı, 2012 yılında kulüpler 235 milyon lira, dolar karşılığı da 131 milyon dolar, dağıtımdan para alıyorlardı. 2019 yılında bu rakam 312 milyon liraya çıkmış. 235’ten 312’ye çıkmış, büyümüş ama 131 milyon dolar olan rakam kur hareketlerinden dolayı ne yazık ki, 46 milyon dolara düşmüş. Burada önemli bir nokta, kulüp payı ve toplam havuz. 2013 yılında toplam havuzun % 4.5’uğunu kulüplere dağıtırken, bu rakam bugün binde 5’e düşmüş durumda. Yani kazananların kazancı artıyor, bayilerin kazancı artıyor, devletin payı artıyor, vsvs. Kulüplerinki ise ciddi oranda düşüyor. Sayıştay raporuna göre şimdi reklam gideri, devletin aldığı payın reklam gideri 2012 yılında devletimiz 407 milyon lira reklama harcamış. Bu rakam 2019 yılında 1.4 milyara çıkmış. Sadece reklam. Nedir o reklam? O takımın sponsoru oldum, o takımın tribününe ismini verdim, vsvs. Aslında 2019 yılında Sayıştay raporuna göre reklam için harcanması gereken rakam 2.4 milyar diye belirtiliyor ama gerçekleşen 1.4 milyar 2019’da. Biz de diyoruz ki, kulüplere biraz can suyu vermek, borçların daha ödenebilir hale gelmesi için bu kocaman büyüyen devletimizin attığı çok doğru adımlarla illegali legale çeken yaklaşımlarda bu ekonomiyi yaratan kulüpler sonuçta çırak çıkıyor. Biz de diyoruz ki %4.5 5 seviyesini tutun bu büyeyen pastadan, ister toplam havuzdan 60 milyardan ister dağıtılacak net 19 milyardan verin ama 4.5, 5 verin. Bize de vermeyin, bizim gibi borcu olan kulüplere kaynaktan kesin bankalara borç ödemesi kaynaklardan biri olarak tahsis edin, diyoruz. Bu bence son derece makul, haklı ve gerçekçi ve çözüm önerisi sunan bir yaklaşım.

Niye illegal vardı? Buradaki oranlar düşüktü. Çeşitlilik azdı. Üçüncüsü en önemlisi de canlı bahis. Ben hiç bahis oynamadım ama canlı bahis neymiş, maçlar oynanırken, bahis yapma imkanı. Bunlar yoktu ve olanlarda da Avrupa’ya göre daha düşüktük.  Devletimiz bu üç basit konuya müdahale etti. 2 sene evvel 12 milyar olan legal bahis, oldu 60 milyar. Kulüpler Birliği olarak bu önerinin üstüne gidiyoruz. İlgili kurumlara yazılar yazdık. İnşallah değerlendirilir. Çünkü kazan-kazan bir senaryo sunuyoruz. (Bu öneriyi) Son dönemlerde götürdük. Yeni. Borcu olmayan kulüpte hakkını alsın, ihtiyaçlarını karşılasın.

Harcama terbiyesi isteseniz de istemeseniz de oluşmak durumunda. Bugünkü yapıyla bu iş gitmez. Sizin de ifade ettiğiniz gibi kulüplerin disipline edilmesi lazım. Bunu nasıl yapıyoruz. Bankalar Birliği ile yaptığımız anlaşmalar çerçevesinde bize her sene verilen toplam takım bütçeleri var. Baktığınız zaman bu şekilde tercihen veya mecburen kendimizi disipline etmek durumundayız ama bu bir geceden bir geceye olmuyor. Bunu tam anlatamıyoruz ama doğru yoldayız. Belki bu yolculuk devam ederken, biraz oradan düzeltme, biraz buradan düzeltme ama doğru yoldayız. Yani bizi biz adam edemedik, UEFA, FFP Türk takımlarını disipline edemedi, hatta FFP’de tek yanlış istikamete giden ülke bizmişiz. Bazı ülkelerde takımların hepsi düzelmiş, bazı ülkelerde tamamen düzelmese de geminin burnunu doğru istikamete çevirmiş. Yani limana doğru gidiyor. Biz de tam tersi olmuş. Bu işin içinden çıkamıyoruz. AŞ, dernek, sahibi yok, anlamakta zorlanıyorlar. Müzakere ettikleri yönetim gidiyor, 3 ay sonra bambaşka adamlar geliyor. Kafaları karışık. Hatta Türkiye’deki finansal sıkıntılardan bir tanesinin de sahiplik modelinin olmamasına bağlıyorlar.

TFF de Türk futbolundan uzak insanlardan oluşmuyor ki yorumu üzerine

Başkan Ali Koç: Oluşuyor.

Basın mensuplarının Şu anki başkan sizin kulüpte Başkanvekilliği yaptı ifadesi üzerine

Başkan Ali Koç: TFF yönetim kurulu sadece başkan değil. Kocaman bir yönetim kurulu var. İsimlere bakarsanız anlarsınız kim spora yakın kim değil. Benim haddime değil onları tenkit etmek ama gerçekleri de söylemek zorundayım. Neden? Bütün riski biz alıyoruz. Gerektiği zaman başkanlar yöneticiler kefalet riskine giriyorlar. Seyirci bizim. Stat yatırımları bizim statlar bizim olmasa da. Futbolcuları transfer edenler biziz, UEFA’dan ceza yiyen biziz, muhatap olan biziz. TFF’nin kestiği cezalarda muhatap biziz. Ondan sonra kendi çıkarlarımız ve geleceğimiz, risklerimiz, yönetim hakkında söz sahibi değiliz.

Bizim 1 numaralı gelirimiz yayıncı kuruluş gelirleri. Dolayısıyla 112 milyon 2019-20’de gidiyor. Hem kur tarafında hem indirimden dolayı. Diğer taraftan da bu pasta küçülünce Süper Lig kulüpleri dışındaki kesinti alan tarafları da düşmüyor rakamları. Dolayısıyla bütün düşüş de Süper Lig kulüplerinin alacağı gelirden oluyor. Sonra 2020-21’e geliyoruz. Covid indirimi isteniyor. Kurlarda acayip hareket, zaten sabitlenmiş. Bize göre daha çok dekoder satılıyor, onlara göre ticari yerler en karlı işletmeler. Kapalı olmaları onların argümanı. Diğer taraftan bakarsanız pandemi boyunca tek canlı eğlence bu oldu. Şimdi esas bombayı dinleyin. Ne oldu? 2021’e geldik. Bir 163 milyon da oradan kaybediyor muyuz? Totalde 4 senede 2 milyar dolar amamız gerekirken 394 milyon dolar –bu rakamlar dolar, Euro değil- kaybımız oluyor. Gelelim bu seneye. Yayıncı kuruluş son ödemesini yapmıyor. 292,5 milyon liralık. Diyor ki indirim isterim? Niye indirim istiyorsun kardeşim. O olmadı, bu olmadı, Fenerbahçe benimle kavga ediyor. TFF maçlarda hani 60 saniyelik protest vardı. Maç 60 saniye oynanmadı. Onu veriyor, bilmem neyi veriyor, bir sürü mazeretler veriyor indirim isterim diyor. Yetmiyor, şu an 2.6 milyar olan rakamı 2 milyara indirmeye çalışıyor. O rakam 2 milyara inmesi ne demek biliyor musunuz?

500 Milyon Dolarlık ihale 215 Milyon Dolar oldu demektir. Önümüzdeki sezon için ve anlaşamıyoruz. Yani birileri bugüne kadar bu arkadaşlara sahip çıkmış, tutmuş, kayırmış. Bu dünyanın başka bir ülkesinde olsa ihaleye fesat karıştırmadan başka bir şey değildir. Adam teklif veriyor, 2016-2017’de belli bir pakete teklif veriyor değil mi? o paket 500 olacak bilmem kaç sene diye teklif veriyor, o paket olmuş 388, 337 normal şartlarda bizim tahminimiz orada gördüğünüz tahmin kolonu (ekrana yansıtılan tablolar)  son durum devam ederse bunu vermeleri lazım; 330 Milyon Dolar. Halbuki adamlar 215 Milyon Doları konuşuyor. Buna Türkiye’de nasıl müsaade ediliyor, nasıl biz hiçbir şey yapamıyoruz, anlaşılır gibi değil. Katar gibi bir ülkeye, bu ülke en sıkıntılı gününde en sahip çıkan, belki de bütün Ortadoğu’yu karşımıza alıp Katar’ın yanında duran ülkeyiz biz! Ülkenin %80-85’ini temsil eden kulüplerin yapılan ihale sonrası şartlarına uymayarak bu şekilde mağdur olmasını Katar’ın bir şirketi nasıl yapabiliyor? Bir yerden bir güvence almadan bu olmaz. Bakın geçen sezona kadar 394 Milyon Dolar, şimdi istedikleri olursa 679 Milyon Dolar indirim. 679 Milyon Dolar indirim almak için ve bu söylediğim tamamen ‘mış’ ya da ‘iddia’ değil. Yarın öbür gün deseler ki ‘birileri şu kadar para aldı bunu yapmak için’. Kimse şaşırmaz, yüz milyonlarca dolardan bahsediyorum. Kimse aldı demiyorum, yanlış yazmayın. Ama biz bunları düşünmek zorundayız. Futbol kulüplerinin çıkarını düşünen bir sistem buna müsaade etmez.”

Aralık ayında yapılacak ihale sorusu üzerine

Başkan Ali Koç: “Son sezona giriyoruz. Bir sonraki sezonun yayıncısını tespit etmek için en geç aralık ayında ihale yapmamız lazım. İhale komisyonumuz var. Bu sefer federasyon da bizi işin içerisine soktu. Orada da birazcık akıllı davranıyorlar çünkü biliyorlar ki ihale ne olursa olsun bir evvelkinden düşük olacak, orijinalinden. Herhalde  ‘kulüpler de böyle istedi’ olsun diye. Ama Süper Lig A.Ş. olsaydı bunların hepsini kulüpler kendi yapar.

İhale 500 Milyon Doların altına iner mi şeklinde soru üzerine

Başkan Ali Koç: “İner.”

Dijital haklar, ligin isim sponsorluğu bunları da kattığınız zaman?

Başkan Ali Koç: 350, 400 olur. Minimum olmalı. 215, 250, 260 değil”.

Türkiye’de bunu verebilecek gruplar var değil mi?

Başkan Ali Koç: “Türkiye’de verebilecek gruplar da olabilir, yurt dışında da olabilir. Ama artık ‘paylaşım modeli’ çok tercih edilen bir model. ‘Paylaşım modeli’ nedir? Paketi bölüyorsun, değişik operatörler diyelim teklif veriyor. O şekilde olabileceğini düşünüyorum. Ama Süper Lig A.Ş.’nin olmazsa olmazı mesela. Bunları kulüpler müzakere edebilir. Biz, müzakere etseydik teminat mektubunu bugün paraya çevirirdik. Sormanız lazım ‘TFF niye çevirmiyor?’ diye. Çünkü teminat mektubu yok! Katar hükümetinin garantisi var. Hukukçulara göre bunu paraya çevirmek iki sene sürermiş.

Gençlik ve Spor Bakanı ile bu konuların konuşulup konuşulmadığı üzerine

Başkan Ali Koç: “Hayır. Futbol özerk sonuçta. Bakanımız da çok yardımcı olmaya çalıştı bu müzakerelerde ama yani teminatın olmaması da büyük bir skandal. 80 Milyon Dolarlık dava kaybedildi. Kendi tuttuğumuz hakem bize karşı 3-0 bitti dava. Tahkim’de böyle bir şey olmaz, Tahkim’de 2-1 olur biliyorsunuz. En azından senin tuttuğun avukat sana oy verir. Biz bunları anlatıyoruz. Bir kulaktan giriyor diğer kulaktan çıkıyor, kimse reaksiyon göstermiyor. Böyle bir şey olabilir mi? Size bir sürü şey saydım. Bir kişi çıkıp da reaksiyon vermez mi?”

Katar devletinin ya da hükümetin garantisi yazılı olarak belgelerde var mı yok mu şeklinde soru üzerine..

Başkan Ali Koç: “Var ama hemen paraya çevrilen bir şey değil ki.. Teminat mektubu varken niye bırakılsın ki.. Bu yayıncı kuruluşun suçu değil ki. Yayıncı kuruluşa şapka çıkartıyorum çünkü kendi çıkarları doğrultusunda çok iyi pazarlık ediyor, çok iyi satranç oynuyor. Hukuksuz bir şey yapmıyor. Ama birileri devamlı önünü açıyor.”

Avrupa’daki yayın gelirleri

Başkan Ali Koç: “Avrupa’da son 4 yılda yayın gelirleri %7,5 artarken Türkiye’de Euro bazında %27 düşüyor. İngiltere’de bir pandemi indirimi yapılıyor, 5 seneye yayılıyor onun için rakamlarda düşüş var.  Bu rakamlara baktığınız zaman Avrupa’nın 5 ligi %7.3 büyümüş. Burada ne demek istiyorum? Ara daha da açılıyor! Her anlamda ara açılıyor! Az önceki rakamlar 280’de tutmuyor diye düşünebilir seyircilerimiz, bu rakam Avrupa ile karşılaştırdığımız için Euro rakamı, az önceki rakamsa Dolar rakamıydı. Bu işin yayıncı tarafı. Başka nedir bizim için önemli olan? Kombine fiyatları. Yayıncıdan sonra en büyük gelirimiz bilhassa büyük kulüplerin gelirleri bilet, kombine, loca.. Toplam yayın gelirleri içindeki payları bizde %30 ama Anadolu kulüplerinde %70-80 bilemediniz 90. Kombinede de %20-25 bandında düşünülebilir, yıl yıl değişiyor.”

Herhangi bir zamanda kur sabitlemesi yapıldı mı şeklinde soru üzerine

Başkan Ali Koç: “Biz, kur sabitlemesi yaptık. Devlet yaptı; Türk oyuncular Euro ile yapamaz dedi, Euro kontratlar zamanında 5,50 kur..

Kulübümüzün Finans Danışmanı Serdar Yıldız da söz alarak “Bütün finansal borçlarımızın yaklaşık %80’i dövizli, borçlarımızı Mart 2020’den başlayarak TL’ye döndük. En son kalan bir kısım vardı. Onu da konsorsiyum kredisiyle beraber hepsini TL’ye dönerek finansal borçlarımızda aslında döviz riskimizi tamamen kapatmış durumdayız” dedi.

Başkanımız Ali Koç sözlerine şöyle devam etti: Forma da bizim için çok önemli. Her sene 300-350 bin forma satıyoruz. Tablo’da görmüş olduğunuz üzere bir forma başına fiyat 155 liradan 290 liraya çıkarken Euro bazında 42’den 31 Euro’ya düşüyor. Yani adam aynı formayı 80-90 Euro’ya zaten modeller belli, başka renklerde 90-100 Euro’ya satarken burada bu rakamlara iniyor. Bu niye önemli? Mesela biz geldiğimizde bize dediler ki, ‘her sene 8 Milyon Euro Adidas’tan para alıyoruz’. Temiz para, hava parası diyelim, iyi niyet parası diyelim ama kurlar üreticilerin durumunu öyle bir hale getirdi ki bizim geldiğimiz sene o bedel kalktı. Yani sıfır (0) alıyoruz. Haklılar. Niye bunu size gösteriyorum? Forma fiyatı TL’de %86 artarken Euro’da %26 düşmüş, adama cazip gelmiyor. Adet bazında %36 büyütmüşüz 4-5 sezonda.. %36 daha fazla forma satmışız. TL olarak %75 artırmışız ama Euro bazında %9. Niye Euro önemli? Giderimin %80’i döviz bazında. Şimdi bunları size anlattığım zaman hem Türk futboluna dair tablo çok üzücü, üstüne Fenerbahçe’deki tablo da daha da üzücü.”

FİNANSAL SORUNLAR GİDERİLMESE DE ÖNÜMÜZÜ GÖREBİLİR NOKTAYA GELDİK

Başkan Ali Koç sözlerini şu şekilde sürdürdü: “Üç senede finansal açıdan sorunlar giderilmese de önü görülebilir bir noktaya gelebildik. Biz artıları ve eksikleri ile artık 5-6 seneyi, 7-8 seneyi planlayabiliyoruz, başımızı kaldırdık, sıkıntıları geride bırakmaktan çok çok daha uzaktayız ama arık bir nebze önümüzü görüyoruz.  Ne yapmamız gerektiğini biliyoruz.  Daldaki kuşlar için daha çok çalışmalıyız ve bir kısmı sadece bizim kontrolümüzde değil. Başka etken ve unsurların da benzer düşünceler içinde olması gerekiyor. Mesela 7 milyon euroluk bütçe bulduk. Akademi yapmak istiyoruz. 130 dönümlük araziye başvuru yaptık. Nasıl Aziz Yıldırım bu stadı Türkiye’nin örnek stadı yaptı, bütün ülke şu an tesisleşti. Biz de öyle bir akademi yaparız ki, yeter ki o arazi bize verilsin. Hem geleceğin tohumlarını atıp yeşertmek adına hem de ülkeye örnek olup başka kulüplerin yapabileceği müthiş bir model yapabiliriz. Böyle yerlerde destek istiyoruz. Kur alt üst oldu, yayıncı gelirleri düştü. Yayıncı gelir 18 iken artık 21’e bölünüyor. Stopaj yok. 90-100 milyon burada para geliyordu biz de amatöre veriyorduk. Kalktı, yerine ne geldiğini tam anlamış değiliz. Üstüne pandemi geldi, hiçbir bilet satamıyoruz. Kombine satamıyoruz. Üstüne yeni vergi getirdiler. Vergileri %20’den 40’a çıkardılar. Bunların hepsi aynı anda oluyor. Bırakın omuz vermeyi bu dönemde bir de vergiler arttırıldı. 1 milyon liralık oyuncu aslında 1.6 milyona maal oluyor. Eskiden vergi %15 idi, 1 milyon liralık oyuncu, 1.2’ye maal oluyordu. Kulüp stopajı 15’den 20’ye çıkartıldı. Onu geri almamız lazım. Şu an alamıyoruz. Mükemmel çalışan bir sistemi bozdular, yerine bir şey getirme bir sene aldı. Yerine getirileni de tam anlamış değiliz. Eskiden vergimizi ödeyip bir ay sonra maliyeye başvuru yapıyorduk, 7 gün sonra amatörlere onlar iade ediyordu. Sistem mükemmel çalışıyordu. Sonra durdular. Yeni mevzuatı çıkarmak bir sene sürdü. Şimdi kulüpler Spor Bakanlığı’na başvuruyor. Spor Bakanlığı, Maliye Bakanlığına başvuru yapıyor. Başvuruyu Maliye bakanlığı değerlendiriyor. Onların uygun göreceği bir rakamın %70’ini üç ay içine alacağınız söyleniyor. Henüz hiçbir şey alınmadı. Bir de %30’luk kısmı var. O da kriterlerini tam olarak bilmediğimiz başarıya bağlı bir sistem diyorlar. Bu kadar güzel çalışan bir sistem varken, bu kadar karışık bir sisteme niye geçildi. Eskiden 1 milyon ödeyip, 176’sını geri alıyorduk. Şimdi biz 666 daha fazla ödeyeceğiz, bunun 333’ünü geri almamız lazım ama şu an alınmıyor. Biz yıllık 90-100 milyon TL stopaj kaybımız söz konusu olabilir. Türkiye’de de ne yazık ki kontratlar hala netten yapılıyor.  Futbolcu, menajer net konuşuyor. O da bize kalıyor. Bu kadar sıkıntıda iken bir de üstümüze bu yük geldi. Dolayısıyla amatör branşların sürdürülmesini zorlaştıran unsurlardan bir tanesinin de bu olduğunu ifade edebilirim.”

Sahiplik modeliyle ilgili Fenerbahçe hiç teklif aldı mı? sorusuna Başkan Ali Koç: Benim zamanımda hayır. Fenerbahçe tarafatarı olarak 6 yaşından beri bu işle yatıp kalkan birisi olarak, kafamda canlandıramıyorum. Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, Trabzon gibi kulüplerin bir sahibini olacağını, el değiştireceğini ama şunu iddia edenlerin de argümanlarını çürütemiyorum. Sahiplik modeli olmadan bu işin gitmesi mümkün değil argümanını da çürütemiyorum ama benim gönlüm hiçbir şekilde Fenerbahçe’nin futbol yani A.Ş tarafının bireylerin veya bir kurumun elinde olmasında değil, belki çok duygusal düşünüyorum, çok romantik düşünüyor olabilirim ama UEFA’da inanın en büyük sıkıntıyı dernek modeli olarak görüyoruz. İnşallah hiçbir zaman bu büyük kulüpler bunu yapmak zorunda kalmaz. Rakamlarımızı açıkladık, kongre üyelerimize özellikle söylüyorum. Fenerbahçe tüzüğünün emrettiği konsolide rakamlar ilk defa bu sene yayınlanıyor. Dernek ve A.Ş’nin konsolide rakamları. Bütün resmi görebiliyorsunuz. Geçmişte bir tek dernek yayınlanıyordu. Mesela bizim denetim, dernek rakamlarını denetliyor tüzüğe göre; ama konsolide rakam vermen lazım denetim verdiği rakamla yönetimin verdiği rakam da biraz farklı durabiliyor. İnsanlar bu fark neden var diye merak ediyor. Bu konsolide anlayışını ve şeffaflığını da ilk defa bu sene yerleştirdik. Bağımsız denetim, denetlenmiyordu daha evvel. Sadece dernek tarafına bakılıyordu.

Başkan Ali Koç şöyle devam etti: Totali UFRS’ye geçirdik, konsolideyi. Konsolideyi bağımsız denetime yaptırdık. İlk defada konsolide rakamlar yayınlanıyor.

Süper Lig A.Ş olmazsa olmaz, kulüplerin geleceği açısından. Bugünkü kulüpleri yöneten bizler, belki yeterince o güveni de veremiyor olabiliriz. ‘Bir kulübü yönetemiyorlar, ligi mi yönetecekler’ diye düşünceye sahip olabilirler. Futbolun İngiltere modelinde olduğu gibi, Avrupa’nın pek çok yerinde olduğu gibi TFF regülasyon hakem tarafına vs, kulüpler de kendi çıkarlarını kendilerinin geliştireceği modele acilen geçmek durumundayız.

Türk futbolu endüstriyel futbol trenini kaçırmış yorumu üzerine Başkan Ali Koç: Doğrudur. Tartışmasız katılıyorum. Geldiğimden beri bunu savunuyorum, taraftarlarımdan tenkit görme pahasına. Bizim çıkarlarımız ve sorunlarımız benzer. Bunları ancak, yek vücutla çözebiliriz. Bunun içinde sahada rekabet, saha dışında yapıcı rekabet olması lazım. Şampiyonluk haftalarına, 5-6 hafta kala ortam birden bire ortam değişebiliyor. Medyamız ne yazık ki Türk futboluna tabii herkes için bunu söylemiyorum ama genellikle seyredenler için halk da bunu seviyor ne yazık ki zerre kadar katkı sağlamıyor. Bırakın zerre kadar katkı sağlamayı ciddi anlamda zarar veriyor. İnsanları birbirine düşürüyor, kardeşleri kardeşe kırdırıyor, kulüpleri birbirine düşürüyor, fitne, fesat, iftira zaten hayatımızın bir normu haline geldi. Dindar diye geçiniyor bu ülke, bizdeki en büyük günah iftiradır, fitne fesattır, kul hakkı yemektir. Bu futbolda norm haline gelmiş. O yüzden her şeyimiz topyekun değişmeli, değişmek zorunda. Adam çıkıyor ve diyor ki ‘Fenerbahçe’yi şampiyon yapmayacaklar’. Tamamen dedikodu da olabilir, hayal ürünü de olabilir ama bunu ısrarla söylüyor. Sonra diyor ki ‘Aktif, faal bir hakem söyledi’ diyor. Bunu söyleyen TFF’nin bir üyesi, delegesi. Çağır kardeşim, bir soruştur ya.. Sorgula.. Bakın tekrar söylüyorum: FETÖ halen futbolun içinde! Tekrar söylüyorum!”
Oyuncu satışından elde edilen gelire karşın transfer yapmada çok harcadığınızı düşünüyor musunuz şeklindeki soru üzerine Başkanımız Ali Koç, “Çok harcadığımdan ziyade kaynağımızı çok daha iyi kullanabilirdik diye düşünüyorum. Doğru hedefler, tercihler yapılsaydı bu kadar çok değişime de gerek olmayabilirdi. Ama yaptığımız satışlar da bir başarıdır. Biri 4 Milyondan 12 Milyona çıktı; biri 12 Milyondan 18,5 Milyona çıktı. Kimse Eljif Elmas’ın 16’ya gideceğini düşünemezdi. Eljif’i Fenerbahçe’ye biz kazandırmadık ama biz, onu oynatarak değerini artırdık, pazarlığını yaptık, sattık. Satış tarafında çok başarılıyız; ‘alış tarafında yeterince başarılı olamadığımız için kaynaklarımızı istediğimiz etkinlikte ve verimlilikte kullanamadınız’ derseniz haklısınız.” yanıtını verdi.

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

tr Turkish
X