Ali Akman “Bundesliga’yı gelişmek için seçtim”

Ali Akman “Bundesliga’yı gelişmek için seçtim”

Ali Akman, Türkiye Futbol Federasyonunun TamSaha dergisinin mart ayı sayısında yayımlanan röportajında, futbol kariyeri ve transfer sürecine dair açıklamalarda bulundu.

Röportaj: TamSaha / Rasim Artagan

Bu sezon 17 lig maçında 10 gol attın. İki de Türkiye Kupası maçında oynadın. Bu sezonki performansını nasıl değerlendirirsin?

Gerçekten güzel bir performans bence. Beklediğim gibi, patlama yaptığım sezon oldu. Hep hayalini kurduğum bir çizgi vardı, “16-17 gibi oynamaya başlarım, 18-19 yaşıma geldiğimde de A Millî Takım’ı isterim” diyordum. Hayallere gem vurulmaz. Hayal ettiğim gibi de sezona güzel başladım. İstatistiklerim de oldukça iyi. Ama rakamların ötesinde benim kendimde görmek istediğim asıl şey, oyuna verdiğim katkıdır. Her maçımı sonra çok sık izlerim. Mesela bazen gol attığım maçlarda istediğim şekilde oynayamadığımı görüyorum. Bu da beni çok mutlu etmiyor. Tabiî ki gol atmak ya da attırmak güzel şeyler. Ama oyuna bir katkı verebiliyorsam, asıl bu benim iyi bir yolda olduğumu gösterir. Benim özellikle dikkat ettiğim konu hep bu oluyor. Oyuna verdiğim katkı nedir ya da kaç top kaybettim… Benim için en önemli istatistikler bunlar.

Eintracht Frankfurt hızlı davrandı ve 1 Temmuz 2021’den geçerli olmak kaydıyla seni dört yıllığına transfer etti. Şimdi önünde parlak bir yol var. Öncelikle neden Bundesliga ve neden Eintracht Frankfurt’u tercih ettin?

Çok güzel bir soru. Kafamın çok karışabileceği bir yaştayım… “Hayatımda vereceğim en önemli karar bu, doğruyu yapmalıyım” modundaydım. Birçok kulüp beni istedi ve onlarla da temasımız oldu. O sırada ben de git-geller yaşadım. “Ne yapmalıyım, nereye gitmeliyim?” diye çok düşünüyordum. Aklımda hiçbir zaman Türkiye’de kalmak olmadı. Bunu hiç düşünmedim. Yönümü hep Avrupa’ya çevirdim. Çünkü orada daha iyi gelişeceğimi düşündüm. Bu karmaşık karar verme sürecinde Eintracht Frankfurt tercihimin doğru olduğuna beni inandıran kişi Ozan Kabak oldu. Ozan’la çok konuştuk. Ama bana bir-iki cümlesi zaten yetti. “Burası çok farklı. Geldiğinde göreceksin. Hiç düşünme bile” sözleri, kararımı kesinleştirdi. Şu da çok önemliydi benim için, “Beni isteyen kulüp, bu isteğinde ne kadar samimi?” Bu aşamada sportif direktör Fredi Bobic ve teknik direktör Adi Hütter’in beni arayıp konuşmaları ve verdikleri güven de çok önemliydi. Maçlarımı o kadar çok izlemişler ki, nasıl bir oyuncu olduğumu çok iyi biliyorlar. Anlattıkları projeler ve beni bu kadar istemeleri de kararımı vermemde etkili oldu Frankfurt gibi büyük ve köklü bir kulüp, bir oyuncuyu bu kadar çok istiyorsa, bu yolda çok güzel şeyler vardır diye düşündüm.

Frankfurt Sportif Direktörü Fredi Bobic, “Türk futbolundaki en büyük yeteneklerden birisini kazandık, çok mutluyuz” diyerek Almanların sana olan büyük güvenini belgelemiş oldu. Çok büyük bir destekle Almanya’ya gideceksin. Önümüzdeki dört yıl süresince kendine nasıl bir yol haritası belirledin?

Dört yılı kafamda kurmaya başladım bile. Öncelikle her şeyin adım adım ilerlemesini istiyorum. Bir acelemin olmadığını düşünüyorum. Çok önemli ve çok güzel yıllar var önümde. Bu dört yılı dolu dolu nasıl geçiririm kafasındayım. Oyun anlamında, fiziksel anlamda, yaşam anlamında, dil anlamında en iyi şekilde yaşamak istiyorum. Hem futbol hayatıma hem de özel hayatıma güzel şeyler kazandırmayı planlıyorum. Futbol anlamında çok iyi çalışmak istiyorum gerçekten. Nereye geldiğimi, gittiğimde daha iyi anlayacağım diye düşünüyorum. Gerçekten o değişimi görmek için sabırsızlıkla bekliyorum. Fiziksel ve mental olarak çok daha güçlü olacağımı düşünüyorum. Hiçbir zaman yılmayacağımı da düşünüyorum. Benim için çok güzel şeyler olacağını düşünüyorum. Kademe kademe ilerleyip her şeyi en doğru şekilde yaşamak istiyorum.

Konya’da çıplak gözle izlediğim Fransa Millî Takımı’nda Mbappe, Griezzman, Varane gibi yıldızların makine gibi vücutları ve atletik yapıları beni çok etkilemişti. Günümüzde dayanıklılık ve hız futbolda çok önemli. Sen bu konuda nasıl düşünüyorsun?

Ben de makine gibi olmak istiyor ve bunun için çalışıyorum. Bence söz ettiğiniz oyuncuları zirvede tutan, futbolu bir iş olarak görmeleri ve işlerine sonsuz bir saygı duymaları. Benim de aynı yapıda, aynı mantalitede olmam lâzım. Kendimi tamamen futbola adamak, futbolu en güzel şekilde yaşayıp hissedebilmek ve bu işin içinde yerimi çok sağlam bir şekilde almak istiyorum. Onun için bana söylenen her şeyi doğru biçimde yapacağım. İnşallah ben de fiziksel açıdan makine gibi bir oyuncu olabilirim.

UEFA Oyuncu Gelişim Direktörü Jean-François Domergue ile yaptığım röportajda bana Fransa’daki sistemi anlatmıştı. Çocukları 7-8 yaşından itibaren spor dallarına ayırıyorlar ve o yaştan itibaren eğitim veriyorlar. Bu da başarıyı getiriyor.

İşte bizim en büyük eksiğimiz bu. Genç Millî Takımlarda karşılaştığımız Avrupalı oyuncular fizikî açıdan bizden önde. Hocalarıma “Bunun sebebi ne?” diye sorduğumda, “Alicim çocuk 7-8 yaşından itibaren programlanarak antrene ediliyor. Sen U14, U15’te daha yeni fiziksel antrenmanlara başlıyorsun” cevabını alıyorum. Mesela dikkat edin, Avrupalı oyuncular ayak içi pasları muazzam verir. Çok basit gibi görünüyor değil mi? Aslında öyle basit değil ve çok önemli bir detay. Bunu senden daha iyi yapıyor Avrupalı. Çünkü senden 100 bin kez daha fazla pas çalışması yapmış. Senden 5 yıl önce başlamış çalışmaya… Benim şimdi onları yakalamam, aradaki açığı kapatmam gerekiyor. Biz hep öz yeteneğimizle bir yerlere gelmeye çalıştık.

Son dönemde pek çok genç oyuncu, kendilerine Avrupa’da kariyer arayışı içinde. Bunu neye bağlıyorsun? Daha çok para kazanma hayali mi, daha fazla oynama şansı mı, gelişmek için daha iyi bir fırsat mı?..

Bence bu kişinin kaliteyi arayış biçimi. Ben daha kaliteli bir hayat, daha kaliteli bir gelişim istediğimden ötürü Avrupa’yı planladım. Avrupa liglerini izlediğim zaman aldığım zevki, farklı liglerde alamıyorum. Bunun sebebini şimdi gidip göreceğim. Bunları yaşamak, kaliteli bir şekilde futbol oynamak istiyorum. Benim hedefim tamamen bu… Kaliteyi görüp yaşayabilmek…

Bir yandan da silinip gitmek gibi bir tehlike genç oyuncunun kapısının önünde durur. Bunun pek çok örneğini gördük. Sen bu tehlikenin ne kadar farkındasın ve kendini korumak için nasıl bir yol izliyorsun?

Dediğiniz gibi bu süreç genç oyuncu için çok sıkıntılı ve zor… Bir anda patlayıp sonra yok olup giden çok oyuncu var. Dikkat edilmesi gereken şeylerden birisi, kesinlikle havaya girmemek.  Profesyonelleşmek çok önemli. İyi bir profesyonelsen, ona göre yaşamalısın. Benim hayatımda yaptığım en iyi şey futbol oynamak. Bu işte neden laubalilik veya saygısızlık yapayım ki? Bana verilen en iyi şey, benim işim… Saygı duyduğumdan dolayı bu konunun gündeme geleceğini çok düşünmüyorum. Eğer öyle bir şey olursa hata tamamen bana aittir. Uğruna her fedakârlığa katlanabileceğim, inandığım bu yolda yanlış şeyler yaparsam kendime ihanet etmiş olurum. Kendime ihanet edemem. İnsan her zaman kendi doğrularıyla yaşar. Bu biraz da kişinin kendi düşüncesiyle alâkalıdır. Ben de kendime inandığım için, kendimi mutlu etmek için yapıyorum birçok şeyi. Eğer kendinizi mutlu ediyorsanız, birçok insanı da mutlu edersiniz. Ben de kendimi her şekilde korumayı düşünüyorum bu anlamda. Doğru beslenmeyle, doğru uykuyla, doğru antrenmanla profesyonelce yaşamak istiyorum.

Uzun vadede kendine nasıl bir kariyer planı yaptın? Almanya’dan sonra kendini hangi ülkelerde, hangi takımlarda görmek istersin?

Hayallerin tabiî ki sınırı yok. En üst seviyeleri görmek istiyorum. Gideceğim kulüp Frankfurt. Çok iyi bir kulüp. Orada öncelikle iyi bir yer edinmek, güzel şeyler yaşamak istiyorum. Performansım iyi olursa zaten işler farklı yerlere gidiyor. Bu seviyeleri de görmek istiyorum. O yüzden öncelikli hedefim Frankfurt’ta iyi işler yapıp, iyi bir yer edinmek. Bana inananları mahcup etmemem gerekiyor. Bundesliga’da futbol ayağa paslarla çok güzel oynanıyor. Fiziksel olarak da yüksek kaliteli bir lig. La Liga ve Premier Lig’i en üst seviye olarak düşünürsek, La Liga’yı kendime daha uygun görüyorum. 

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.

tr Turkish
X